Zaman ihtiyaçları ile birlikte
geliyor ve eskittikleri ile birlikte hep ileriye doğru gidiyor. Zamana karşı
durmak gibi bir boşuna çaba ne kadar abes ise zamana cevap verememek de o kadar
bir eksikliğin işareti olsa gerektir. Çünkü zamanın çağrısı “şimdi” gibi görünse ya da algılansa da
o daima ileriyi hedefler ve hedef gösterir.
İnsanın, toplumların, milletlerin
ve bütün bir insanlığın zamanın çağrısına kulak kapatması o çağrıyı hiçbir
zaman ne yok edebilmiştir ne de durdurabilmiştir. Fakat buna rağmen zamanın
çağrısındaki gerekleri yerine getirme konusunda birçok alanda ya suskunluk ya
durgunluk ya da vurdumduymazlık inatları sürdürülebilmektedir.
Köyden kente, kentten bütün
ülkeye, bir ülkeden bütün bir dünyaya zamanın çağrısını işitmeyi başarabilenler
ve fertten bütün bir millete bu başarının kurallarını, ilkelerini yerine
getirme çabalarını hep taze tutabilenler ilerleme ve gelişme atılımını
gösterebilenlerdir. İnsanlık ve insanlığın bilim, sanat, düşünce ve siyaset
tarihi bu gelişimin ipuçlarını göstermişlerdir. Ancak zihnen, ilmen, fikren,
siyaseten hür ufuklara yelken açabilenler zamanın çağrısından faydalanmayı ve
faydalandırmayı sağlayabilmişlerdir. Zamanın
çağrısının dışında kalanlar kaba softalığa, ham yobazlığa, güdümlülüğe ve
güdülmeye her zaman ve her alanda kapılar aralayarak inatlarını ve çıkmazlarını
mabut ilan etmeyi sürdürmüşlerdir. Maalesef bu durum ise ne bilimde ne de
sanat ve siyasette kelimenin tam anlamıyla “sağlıklı” bir değişme ve gelişmeyi sağlayamamışlığın bir
göstergesidir. Bu ülkemiz için de böyle dünya için de böyledir.
Biz bu yazımızda zamanın çağrısı
ile ilgili genelden değil özelden, birçok alandan değil bir alandan örnekler
vererek düşüncelerimizi açıklamaya alışacağız.
Konumuz zamanın çağrısında Yozgat
olacaktır elbet.
Yozgat’ın kültür, sanat ve bilim
alanındaki gelişmeleri ve bu alana katkıları zamanı ve zemini geldikçe
yazılıyor ve yazılmaya da devam edecektir. Ancak özellikle 1980 yılından bu
yana, çeyrek yüzyılı aşkın süredir Yozgat’ın “siyaset” alanı sorgulanma, soruşturulma ve tabir yerinde ise bir “özeleştiri” getirilme ihtiyacı olduğu
da bir gerçektir. Bu ihtiyaç içerisinde olduğumuz kadar bu durumun sağlıklı,
hür ufuklu, sağlam dayanaklarla ele alınarak analiz edilmesi de önem arz
etmektedir. Bu yazının okurları da meseleye aynı anlayışlarla yaklaşırlarsa Yozgat
için daha hayırlı neticeler sağlanacağı da bir gerçektir.
Siyaset bir bilim olarak
okutulmasının, öğrenilmesinin, öğretilmesinin ötesinde topluma yapılacak
hizmetlerde en etkili ve önemli hizmet alanlarından biridir. En üst düzeylerde
siyaset yapan politikacı, yerelden başlayarak bütün bir yurt sathına artı
değerler katabilir. Zaten bu amaçla toplumun her kesiminden kendisine yetki
verilmesi için oy ister. Aldığı oyların sorumluluğu ile de vaat ettiklerini
yerine getirme gayretini sürdürür. Ya da sürdürmeyebilir. “Nasıl olsa toplum hafızası 4–5 yıla kadar çabuk unutur” diye de
düşünebilir. Yani siyasette zamanın çağrısını arttıranlar olduğu kadar,
kendisini ve dolayısıyla toplumu eksiltenlerden de bahsetmek söz konusudur.
Geçmişte ve yakın tarihte örnekleri olduğu için bu durum hep böyle
süregelmiştir. Artık bundan böyle aynı anlayış ve uygulamaların sürmemesi ve
sürdürülmemesi için sorumluluk iki taraflı olarak paylaşılmalıdır. Yani seçmen sadece oy vermekle görevinin bittiğini
düşünmemeli, varsa seçtiklerinin çabalarını da takip etmelidir. Yani seçmen
bundan böyle daha önceleri alışkanlık haline getirilen eksilten anlayışlarla
devam etmemesi gereklidir. Bunun için yakınma veya “keşke oy veren ellerim kırılsın” ve benzeri şekildeki kendimize
kızma davranışları da sergilenmemesi gerekir
İşte bunun için diyoruz ki bundan
böyle Yozgatlılar olarak hangi partili olursa olsun verdiğimiz oyun
gereklerinin yapılıp yapılmadığını, yapılıyorsa ne kadar yapıldığını,
yapılamadıysa neden yapılmadığını sorgulamamızda toplum yararına artılar
katabilecektir.
Bunun için neler yapılabilir?
Önce kısaca seksen sonrasının bir
muhasebesini yapmakta ve aydınlatıcı ipuçlarının varlığını hatırlamakta büyük
ölçüde faydalar vardır.
Takvimlere baktığımızda ihtilal
sonrası Yozgat o dönem iktidara gelen partiye yüzde 45,4 oranında oy vermiş. Ya
da iktidara gelmiş olan parti Yozgat’tan bu kadar yüksek bir oy oranına sahip
olmuş da denebilir.
1987 seçimlerinde yine iktidar
olmuş olan aynı parti bu defa Yozgat’tan yüzde 36,31 oranında oy alarak en
fazla milletvekili çıkarmıştır.
1991 seçimlerinde iki parti
koalisyon yaparak hükümeti kurmuşlardır. İktidar ortağı bu iki partinin
Yozgat’tan aldıkları toplam oy oranı yüzde 51,04 tür. Yani yine Yozgat,
hükümeti kuran iki partiyi desteklemiştir.
Yozgat 1995 seçimlerinde de oyunu
o dönem iktidara gelen partilerden yana yüzde 40 üzerinde destek vererek
beklentisini sürdürmeyi devam etmiştir.
1999 genel seçimlerinde üç parti
koalisyon kurak iktidar olmuşlardır. Bu üç partinin Yozgat’tan almış oldukları
toplam oy miktarı yüzde 53, 39’dur.
Bilindiği gibi 2002 ve 2007 seçimlerinde
de Yozgat yine hükümet olan partiden yana tercihini yapmış ve bu doğrultuda
parlamentoya milletvekili göndermiştir.
Burada hiçbir parti adı vermeyerek
bir istatistiği hatırlatmak istedim. Merak edenler konuyla ilgili daha geniş
bilgileri www.tbmm.gov.tradresinden öğrenebilirler. Okuyucular adı
geçen yıllarda hangi partilerin Yozgat’tan kaç milletvekili çıkardıklarını
hatırlayacaklardır. Önemli olan burada bir konunun dikkatimizi çekmesi gerekir.
Son altı seçimden bu yana Yozgatlı
kendinden istenen desteği hemen hemen hep iktidardan yana kullanmıştır. Ya
oy verdikleri iktidar olmuşlardır. Peki, bütün bunlara mukabil Yozgat milletvekilleri yörelerine bütün
zamanların çağrısını kucaklayıcı hangi kalıcı, geliştirici hizmetleri
yapmışlardır? İşte önemli olan bu soruya verilecek cevabın, yani yapılan
hizmetlerin sıralanmasındaki zenginlik veya yoksunlukta yattığı çok iyi
bilinmelidir.
Artık amiyane bir tabirle
söyleyecek olursak takım tutar gibi kişi ya da parti tutmanın toplumu
kucaklayıcı yararları olduğu pek gözlenememiştir. Fakat Yozgat’ın ve
Yozgatlının özellikle son çeyrek yüzyıldır bu anlayışı aştığı söylenebilir.
Yani bazı dönemlerde farklı siyasi görüşleri desteklediğini görebiliyoruz. Toplum
kesimlerinin çoğunluğunun peşin yargılarla sandığı gibi Yozgatlı son 25 yıldır takım tutar gibi parti tutmamıştır. TBM
Meclisinin internet sitesindeki rakamlar da bu gerçeği göstermektedir. Ancak
Yozgatlının beklentilerine karşılık verdiği oyunun karşılığını pek alamadığı da
söylenebilir. Bu durumda onu düşündürmektedir ya da düşündürmelidir.
Yozgatlı bu konuda büyük bir
duyarlılık ve özveriyle üzerine düşeni yaptığına ve yapmaya çalıştığına göre
bundan sonra daha neler yapabilir?
Mesela hiçbir parti ayırımı
yapmadan seçmiş olduğu Parlamenterleri takip bürosu veya benzer isimde bir
kuruluşta birleşebilir. Bu kuruluş Yozgat’ta bulunan bütün partilerin
temsilcileri, il meclis üyeleri, belediye başkanları, sivil toplum
kuruluşlarının temsilcilerinden yasalar çerçevesinde oluşturulabilir. Yozgat
Parlamenterleri Takip Bürosu, Yozgatlının seçmiş olduğu milletvekillerinin
sadece yapmadıklarını, yapamadıklarını değil onların çabalarını, gayretlerini
ve Yozgat’a olan katkılarını da duyurmayı görevleri arasına almalıdır. Bu ancak
kısır parti çekişmeleri anlayışıyla değil bir Yozgatlılık şuuru içinde yapılacak takip ve değerlendirme ile
faydalar sağlayabilecektir. Böylece aynı veya farklı partilerden de olsa
seçilen milletvekillerinin daha belirgin ve açık bir anlayışla neler yapıp
yapmadıkları da ortaya konmuş olacaktır. Kurulacak olan böyle bir büronun
fertlerin çıkar ve faydalarından önce bütün Yozgatlıya hizmet verip vermediği
de ilkelerinin başında yer almalıdır elbette.
Yani öncelikli olarak toplum
yararı, toplumun geneline hizmet anlayışı öne çıkmalıdır. Mesela falanın,
filanın oğlunun-kızının işe yerleştirilmesinden çok Yozgat’a yapılacak olan her
türlü yatırımlar, açılacak ve oluşturulabilecek iş alanları, büyük toplum
kesimlerinin faydalanabileceği merkezlerin (kültür
sarayları, spor salonları vb.) yapılması ön tercihler olmalıdır.
Kurulabilecek böyle bir büro aynı
zamanda çalışkan, dürüst, üreten milletvekillerimizin de yararına
olabilecektir. Çünkü onlarda neler yaptıklarını, hangi projelerini
sürdüklerini, önce temsil ettikleri Yozgat ve bu millet adına neler
yaptıklarını bu kurulacak büro aracılığı ile daha da sağlıklı olarak
duyurabileceklerdir. İşte o zaman parlamenterin partisinden çok yaptıkları,
Yozgat’a ve Yozgatlıya katkıları ön plana çıkacaktır. Bu durumdan da yine,
Türkiye kazançlı çıkacak, Yozgatlı kazançlı çıkacak ve yıllardır önüne çıkan makûs
talihini de yenecektir.
Zaman akıp giderken çağrısı her
zaman ve dönemde yenileniyor. Bu duruma kulak vermeyen toplumlar ise her zaman
bir şikâyet zihniyetini besliyorlar… Bir beklemenin peşindeler… Hep bir
kurtarıcı bekliyorlar… Oysa zaman bu zaman ve bu zamanın çağrısı farklı… Bu
farkı fark edelim. Çareler arama ve bunları uygulamaya koyma biz insanların işi
değil mi?
Mevlana “cancazım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım” der. Mevlana’nın bu
sözünü zamanımıza ve biraz da Yozgatlıya uyarlayarak artık şöyle
seslenebiliriz: Yozgatlım gayri yeni
şeyler aramak, yeni şeyler söylemek, yeni şeyler üretmek ve yapma sevdamızı
Yozgat adına büyütmeliyiz. Bilirim Bozok Yaylasınca engin ve zengin
yüreğinizle, tarihten gelen zenginliğinizle daha mutlu ve huzurlu hayatları
yaşamaya layıksın. Ancak yine bilirim ki her güzel şeye ulaşmada bazı
sorumluluklar üstlenmek ve bazı bedeller de ödemek gerekmektedir. Fakat ödenen
bedellerin karşılığını yine sen soracaksın! İşte Yozgat Parlamenterlerini Takip
Bürosu bunlardan biridir. Temennimiz inşallah böyle bir girişim başlatılır ve
Yozgatlıya da hayırlı ve uğurlu olur.
Bozok Üniversitesi bünyesinde 30 adet sosyal ve kulturel konularda kurulmus kulup var. Bu kulupler her donem bir kez rektor yardımcısı Cengiz bey esliginde toplanıyor. Ogrencilerin istekleri dertleri dinleniyor ve hicbirsey yapamayız denilip yollanıyor neden cunku universite kuluplere odenek ayıramıyormus. okulun oncelikleri farklıymıs Allah askına yeni kurulan bir universite bina dikerek mi gelisir.Kulture sanata onem vermezse sizce kalkınabilirmi bu universite bu sehir kendi ogrencisine vermemek icin 40 takla attıgı otobusu bir futbol takımına vererek ...
Değerli İhsan hocam; son yazınızda oldukça önemli bir konuya değinmiş Yozgat halkının otuz yıllık siyasi karekterini gözler önüne sermişsiniz.
Sadece siyasi karekterini değil aynı zamanda siyasetçisininde karekterini ortaya çıkarmış, bir Yozgatlı olarak ister istemez şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor